CHP lideri Kemal KılıçdaroÄŸlu, Rize’de halka seslenirken aile
sigortası, askerliğin 9 aya indirilmesi ve milli gelirden emeklilerin
pay almasının önünü açacaklarını iddia etti. CHP lideri bu vaatleri 4
ayda gerçekleştirmezlerse hem genel başkanlıktan istifa edeceğini hem
de siyasetten çekileceğini söyledi.
İşte KılıçdaroÄŸlu’nun açıklamalarından satır baÅŸları:
BaÅŸbakan sürekli İsmet İnönü’yü eleÅŸtiriyor ama Rize’ye ÇAY’ı getiren
İsmet İnönü’dür. Bugüne kadar Meclis’te Rize’nin sorunlarını anlatan
bir vekil gördünüz mü?
HABERAL’A GÖNDERME
Mehmet Haberal da sizin çocuğunuz. Halkın iktidarında o da
parlamentoda olacak. O da biliyor ki memlekette bazı şeyler iyi
gitmiyor. Benim mücadelem şu 2.5 yaşındaki Kübra açlıktan ölüyorsa o
dert Kemal KılıçdaroÄŸlu’nun derdidir.
Geliri olmayan ve ya geliri asgari ücretin altında olan ailelere en az
600 tl yardım yatıracağız. Öyle makarna kömür yok. Niye kömür ve
makarna dağıtıyorlar biliyor musunuz, ondan bile yolsuzluk yapıyorlar.
Yoksulun yoksulluÄŸunu teÅŸhir etmeyeceÄŸiz.
BÜYÜK HIRSIZLAR DENİZ FENERİ KULLANIR
Evet biliyoruz, küçük hırsızlar el feneri kullanır büyük hırsızlar ise
deniz feneri..
Emeklilerin durumu çok iyi değil mi? Ne zaman kürsüye çıkıp
emeklilerin durumu iyi deÄŸil desek bize diyorlar ki emekilerin durumu
iyi sizin haberiniz yok. Doğru mu? Millet mi doğruyu söyler politikacı
mı doğruyu söyler? Emeklilerden bir isteğim var; size milli gelir
artışından pay verilmesi gerekir diyen genel başkan benim. Düşük maaş
düzenine son verilmelidir diyen de benim. 9 milyon emekli var 9 milyon
emeklinin de oyunu istiyorum.
TAŞERONLUĞU BİTİRECEĞİZ
Taşeronlukla çağdaş kölelik dönemi başladı. Taşeron işçiliği
bitireceğiz ve onları kadroya alacağız.
Verdiğim sözleri ilk 4 ayda yerine getirmezsem siyaseti de genel
baÅŸkanlığı da bırakacağım. İlk dört ayda Askur’u kuracağız,
taşeronluğu kaldıracağız. Gençlerin askerlik süresini 9 aya indirmek
için çalışmaya başlayacağız dedi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, verdiği sözleri yerine
getiremezse ilk 4 ay içinde siyaseti bırakacağını, genel başkanlıktan
da ayrılacağını açıkladı.
Kılıçdaroğlu, seçim otobüsünden vatandaşlara hitap etti. Alandakilere
”Çay kaç para biliyor musunuz?” diye soran KılıçdaroÄŸlu, ”Çayın
milli ürün olması, kaçak çayın önünün alınması, ÇAYKUR’un
özelleşmemesi, çay fabrikalarının artması lazım. Organik çay
üretiminin teşvik edilmesi lazım. Bu bölgenin geçim kaynağı çaydır,
çay bölgenin stratejik ürünüdür. Tıpkı Giresun’da, Ordu’da fındık ne
ise Rize’de de çay odur. Buranın baÅŸka geçim kaynağı yoktur” dedi.
Yanında bulunan CHP Rize milletvekili adayı Kenan Bıyık’ı iÅŸaret eden
KılıçdaroÄŸlu, ”Sizin evladınız burada. Buraya ilk çay fabrikasını
kuran onun dedesidir. Onun torunu şimdi milletvekili adayıdır. Onu
size, sizi de Allah’a emanet ediyorum” diye konuÅŸtu.
KılıçdaroÄŸlu, partisince Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitingde
yaptığı konuşmada, bu ülkede her zaman her yerde insana değer
verdiÄŸini belirterek, ”İnsan Allah’ın yarattığı en deÄŸerli varlıktır
ve başımın üstünde yeri vardır. Hangi partiye oy verirse versin, bütün
yurttaşlarım arasında ayrım yapmadım. Sadece şu ayrımı yaptım; benim
için yandaÅŸ yok sadece ve sadece vatandaÅŸ var” dedi.
Rize’ye ilk olarak 1976 yılında genç bir bürokrat olarak geldiÄŸini,
yukarıda bir çay bahçesine çıktığını anlatan KılıçdaroÄŸlu, ”Orada
yeÅŸilin bütün tonunu görmüştüm ve demiÅŸtim ki Allah’ın bu ülkeye
verdiği bu kadar güzel bir doğa parçasını nasıl olur da dünyaya
tanıtmayız. Bir turizm cenneti olabilir yeşili, doğası ile güzelliği
ile. Rize aslında çok şey kaybetti. Karadeniz için fındık Giresun ve
Trabzon için ne kadar önemli ve stratejik bir ürünse çay da Rize için
o kadar önemli, stratejik bir üründür. Çay üreticileri hayatından
memnun mu? Taban fiyat verildi mi? Allah Allah, nasıl taban fiyat
verilmez. Gerçekten verilmedi mi taban fiyat?” diye konuÅŸtu.
Bir ülkeyi yönetenlerin halkın sağduyusuna güvenmek zorunda
olduklarını ifade eden KılıçdaroÄŸlu, şöyle konuÅŸtu: ”Bir ülkeyi
yönetenlerin temel amacı o ülkede yaşayanların mutlu olmasıdır, o
ülkede hiç bir çocuğun yatağa aç girmemesidir. Bunun mücadelesini
veriyoruz. İstiyoruz ki bu güzel ülkede herkes mutlu, huzur içinde,
mutluluk içinde yaşasın, kimse birilerine muhtaç olmasın.
Çayınızı, ÇAYKUR’u, fabrikaları özelleÅŸtirdiler. Rizeli zengin oldu
mu? Rizeli özelleştirmeden bir kar elde etti mi? Peki Allah aşkına
niye özelleştirdiler. Bütün Rizeli kardeşlerime söylüyorum. Duvarın
bir kenarına yazın, halkın iktidarında özelleştirmeye son vereceğiz.
Çayda özelleÅŸtirme olmayacak, ÇAYKUR’da özelleÅŸtirme olmayacak. ÇAYKUR
Rizelinin olacak. ÇAYKUR çay üreticisinin kara gün dostu olacak.
FİSKOBİRLİK fındık üreticisinin, Toprak Mahsulleri Ofisi buğday
üreticisinin kara gün dostu ise ÇAYKUR da çay üreticilerinin kara gün
dostu olacak.
Biz çayı bu bölge için stratejik ürün sayıyoruz. Bu bölgenin tek geçim
kaynağı, en önemli geçim kaynağı çaydır. İnsanlar bütün aile olarak
zor şartlarda çalışırlar. Gübresini, ilacını verirler, kadınlar çay
toplar. Ben de birara çay topladım, onu da söyleyeyim. Alın teri
dökerler ve bedelini de almak isterler. Sen çay üreticisinin alın
terinin değerini vermeyeceksin, yurtdışından kaçak çay gelecek, buna
göz yumacaksın. 35-40 bin ton arasında bu ülkeye her sene gelir o
çaylar, kullanılır ama kimse görmez. KardeÅŸiniz Kemal görecek.”
-”KAÇAK ÇAYLAR İMHA EDİLECEK”-
Kaçak çayların tamamını imha edeceklerini ifade eden Kılıçdaroğlu,
şöyle devam etti: ”Kaçak çayı niye imha edeceÄŸiz? EÄŸer benim ülkemin
insanı alın teri dökmüşse, çalışmışsa, güneşin sıcağında, yağmurun
altında çalışmışsa, çoluk çocuk, kadın erkek demeden çalışıp, alın
teri döküp çay elde etmişse, bir başka ülkenin çayını buraya getirip
onun alın terinin çalınmasına izin vermeyeceğiz, vermemeliyiz. Bu
bizim milliyetçilik anlayışımızdır. Önce benim ülkemin insanı
kazanacak. Yıllar yılı söylediler, bir sürü politikacı çıktı söyledi.
‘Efendim şöyledir, böyledir’ dedi. Bakın herkes köşeyi döndü,
ceplerini doldurdular. Ben ceplerimi doldurmayacağım. Benim ceplerim
vatandaşın talepleri ile doludur.”
-”YENİ CUMHURİYET HALK PARTİSİ HALKIN PARTİSİ OLACAK”
Bu sırada cebindeki notları çıkartıp vatandaşlara gösteren
KılıçradoÄŸlu, ÅŸunları söyledi: ”KiÅŸi iÅŸ ister, kimi aÅŸ ister, kimi
‘geçinemiyorum’ der, herkesin bir derdi var. Ben dertlere derman
olacağım, size sözüm var. Yeni Cumhuriyet Halk Partisi diyoruz. Yeni
Cumhuriyet Halk partisi halkın partisi olacak. İşçinin partisi olacak.
Çay üreticinini partisi olacak. Taşeron işçisinin partisi olacak. Yeni
Cumhuriyet Halk Partisi yeri, zamanı gelince halka hesap verecek.
Halka hesap vermeyi namusu, görev kabul edecek. Bunun için yola
çıktık. Bunun için mücadele ediyoruz. Yeni Cumhuriyet Halk Partisi
alın terine deÄŸer verecek.”
Rize’nin HemÅŸin ilçesinde organik çay üretildiÄŸini anımsatan
KılıçdaroÄŸlu, ”Satılırken 3 misli fiyata satılıyor da alırken niye
aynı fiyata alınmıyor, nasıl oluyor bu? Organik çay üretimini teşvik
edeceÄŸiz. Sadece Türkiye’de deÄŸil, bütün dünyaya kaliteli çaylarımızı
ihraç edeceğiz. Öyle hayali ihracat da değil. Gerçek anlamda ihraç
edeceÄŸiz. Rize’yi Türkiye’nin bir markası yapacağız. Bu sizin çayınız.
Alın teri dökülen, emek harcanan çay, ama hakkını alamayan çay. Alın
terinin karşılığını alamayan çay. O nedenle diyorum ki çayı milli ürün
ilan edeceğiz. Çay üreticisi hakkını alacak. Her çay üreticisi daha
rahat bir nefes alacak” diye konuÅŸtu.
-”1 MİLYON 700 BİN ÇOCUÄžUMUZUN UMUTLARI İLE OYNADILAR”-
Kılıçdaroğlu, ülkelerini sevdiğini dile getirerek, sözlerini şöyle
sürdürdü: ”İstiyoruz ki bu ülkede herkes huzur içinde, barış içinde
yaşasın. İstiyoruz ki bu ülkede her akşam tencere kaynasın. İstiyoruz
ki bu ülkede anneler sabahları çocuklarını huzur içinde okula
göndersin. İstiyoruz ki bu ülkede, anneler, eli öpülesi anneler…
Yemezsiniz yedirirsiniz, giymezsiniz giydirirsiniz, içmezsiniz
içirirsiniz. Çocuklarınızı okula gönderirsiniz, boğazınızdan
kesersiniz, dershaneye gönderirsiniz. Dersiniz ki çocuklarım okusun,
üniversiteyi bitirsin, belki olur ya benden daha iyi yaşam koşullarına
sahip olurlar, huzur içinde yaşarlar diye. 1 milyon 700 bin
çocuğumuzun umutları ile oynadılar, geleceği ile oynadılar.
Önce dediler ‘ÅŸifre yok’. Sonra dediler ‘ÅŸifre var’. Sonra dediler
‘ÅŸifre var ama kopya yok’. Allah aÅŸkına, ÅŸifre varsa kopya niye yok.
Kopya yoksa şifre niye var. Bir sınavı beceremeyenler ülkeyi
yönetemezler. ÖSYM en güvenilir kurumlardan birisi idi. Hepimiz derdik
ki çocuğumuz sınava giriyor, o sınavda torpil olmaz diye beklerdik.
Ama gördük ki şifreli sınavlar yapılıyor ve çocuklarımızın umutları
ile oynanıyor. Meraklanmayın düzelteceğiz. Meraklanmayın hesabını
soracağız.”
-”ÇAYI RİZE’YE KİM GETİRDİ”-
VatandaÅŸlara ”çayı Rize’ye kim getirdi” diye soran KılıçdaroÄŸlu,
”Rusya’dan ÅŸemsiyesinin içinde çayı getiren rahmetli İsmet İnönü’dür.
1947 yılında buraya gelip çay ekilmesi lazım, buradaki insanların
geçinmesi lazım diyen kişidir. İlk çay fabrikasını kuran kişidir. Ve
onun getirdiÄŸi çayı, fabrikayı kuran büyük insan Allah’ın rahmetine
kavuÅŸtu. Onun torunu burada” diyerek otobüsün üzerinde bulunan CHP
Rize milletvekili adayı Kenan Bıyık’ı tanıttı.
KılıçdaroÄŸlu, çayı Cumhuriyet Halk Partisi’nin getirdiÄŸini belirterek,
”Åžimdi sahip çıkacağız, sonuna kadar sahip çıkacağız. Rize’de
milletvekilimiz, adaylarımız burada. Onların en içten saygıları
selamları var. onlar sürekli içinizdeler, sizin dertlerinizi dile
getirecekler. Ben size bir soru sorayım. Siz hiç TBMM’de kürsüye çıkıp
‘Rize’nin ÅŸu sorunu var’ diyen milletvekili duydunuz mu? Yetki sizde,
güç sizde. Verin yetkiyi aslanlar gibi kürsüye çıksınlar, aslanlar
gibi Rize’yi anlatsınlar” diye konuÅŸtu.
Partililerin ”Haberal nerede, biz oradayız, Haberal seninle gurur
duyuyor” ÅŸeklindeki sloganları üzerine KılıçdaroÄŸlu, ”Haberal bizim
gönlümüzde, meraklanmayın. Haberal da sizin çocuğunuz. Çok emek verdi.
Dünyanın en sayılı cerrahlarından birisi. Kazandığı bütün paralarını
üniversiteye harcadı. Binlerce çocuk okuyor, ne diyeceÄŸiz? ‘Allah
ondan razı olsun’ diyeceÄŸiz, saÄŸolsun, ‘varolsun’, diyeceÄŸiz. O da
halkın iktidarında, parlamentoda olacak. O da bu ülkenin sorunlarını
dile getirecek. Onu mücadelesini verecek” dedi.
-”OÄžLUMA BAKAMIYORUM, BU ÇOCUÄžU BULANLAR BAKSINLAR”-
Kılıçdaroğlu, eğer bu ülkede çocuğunu hastanenin bahçesine bırakıp
”OÄŸluma bakamıyorum, bu çocuÄŸu bulanlar baksınlar” diyenler varsa, o
derdin Ankara’da yatanların deÄŸil, kendilerinin, halkın derdi
olacağını dile getirerek, şöyle konuÅŸtu: ”Bu derdi aÅŸmak için aile
sigortasını getiriyoruz. Geliri olmayan veya geliri asgari ücretin
altında olan bütün ailelerde kadının banka hesabına en az 600 lira
yatıracağız. Onu namerde muhtaç etmeyeceğiz. Öyle makarna, kömür yok.
Parasını vereceğiz, ne isterse olacak. Ona dayatmayacağız, şunu
yiyeceksin diye. Niye kömür makarna dağıtıyorlar biliyor musunuz? Onda
bile yolsuzluk yapıyorlar. Onun için adaletli olanı yapacağız. İnsan
haklarına uygun olanı yapacağız. Yoksulun yoksulluğunu teşhir
etmeyeceğiz. Onların da bu ülkenin onurlu bir bireyi olduğunu kabul
edeceğiz. Onlara parasını vereceğiz, gidecek istediğini alacak.
Göreceksiniz her aile mutlu olacak, Türkiye rahat bir nefes alacak.”
-”AİLE SİGORTASINDAN EN ÇOK YARARLANACAK OLAN YOKSUL AİLE”-
Bir partilinin elindeki ”küçük hırsızlar el feneri kullanır büyük
hırsızlar deniz feneri kullanır” pankartını okuyan KılıçdaroÄŸlu,
konuÅŸmasını şöyle sürdürdü: ”Aile sigortasından en çok yararlanacak
olan yoksul aile, ama onun dışında en çok yararlanacak olan esnaf
kardeşlerimiz. Çünkü alacak çocuğunu oğlunu, kızını, mahallenin
bakkalına, esnafa gidecek, istediğini alacak. Göreceksiniz esnaf da
rahat bir nefes alacak ‘oh’ diyecek. Åžu ülkede kimse birilerine muhtaç
olmadan gelip alışverişini yapacak. Daha bitmedi. Bu günlerde sizlere,
esnaf kardeÅŸlerime bir kağıt geliyor. Diyor ki, ‘emekli aylığınızdan
yüzde 12 kesiliyordu, Ocak’tan itibaren yüzde 15 kesilecek’. Size bir
soru. Çalışan insan dünyanın hangi ülkesinde cezalandırılır.
Türkiye’de…
Emekli olunca aylığı ile geçinemiyor, ne yapacak. Emekli olunca
çalışmaya devam edecek. Vay sen misin çalışan? Emekli aylığından yüzde
15 kesintiyi kaldıracağım. Bu rezalete son vereceğim. Zaten emeklilik
yaşı çıktı 65′e. Bunu sosyal devlet ilkesine aykırı buluyoruz. Daha
önce yüzde 40 yapmışlardı. Anayasa Mahkemesine başvurduk, iptal etti.
Åžimdi yüzde 15′e çıkarttılar. Yine Anayasa Mahkemesine gittik. Ama
size söz. 13 Haziran’da halkın iktidarını kuralım, ilk 100 gün
içerisinde bu yüzde 15 rezaletine son vereceÄŸiz.”
-EMEKLİNİN DURUMU-
Genel BaÅŸkan KılıçdaroÄŸlu, miting alanındakilere, ”Emeklinin durumu
çok iyi öyle mi?” diye sordu. Olumsuz yanıt alınca, ”Emeklinin
durumu iyi değil mi? Allah Allah, ne zaman mecliste kürsüye çıksam,
‘emeklinin durumu iyi deÄŸildir’ diye anlatsam, hemen arkasından birkaç
tane AKP milletvekili çıkar, derler ki ‘efendim siz vatandaşın arasına
girmiyorsun, emeklinin durumu çok iyi, maaşlarına zam yaptık,
ceplerinde para var, sizin haberiniz yok.’ DoÄŸru mu? Millet mi doÄŸruyu
söyler, politikacı mı? Millet doğruyu söyler değil mi? Ben de size
inanıyorum, size güveniyorum. Siz doğruyu söylüyorsunuz, emeklinin
durumu iyi deÄŸil” dedi.
”Benim sizlerden bir isteÄŸim var” diyen KılaçdaroÄŸlu, ”Emekliler,
beni dikkatle dinlesinler. ‘Size milli gelir artışından pay verilmesi
gerekir’ diyen genel baÅŸkan benim. ‘Sizin intibak yasanız çıkmalı, çok
pirim ödeyenin düşük maaÅŸ aldığı bir düzene son verilmeli’ diyen
benim. Her ortamda emeklinin hakkını savunan benim. 9 milyon emekli
var. 9 milyonunun da oyunu istiyorum. 9 milyon emekliyi ikinci sınıf
vatandaş durumuna getirdiler. Milli gelir artışından pay verilmez diye
yasa çıkardılar. Bunun için sözüm var, kaldıracağım, emekliyi de bu
ülkenin onurlu bir bireyi haline getireceÄŸim” diye konuÅŸtu.
-”TAÅžERON İŞÇİLERİ KADROYA ALACAÄžIZ”-
Son zamanlarda bir de taşeron işçi çıktığını dile getiren
KılaçdaroÄŸlu, ÅŸunları kaydetti: ”Sendikası olmayan, asgari ücrete
mahkum edilen, mesai kavramı olmayan çağdaş köle düzeni çıktı.
Aranızda sendikacılar var, yeniden örgütlenmenizi sağlayacağım.
Örgütlü toplum olmaktan korkmayacağım. Taşeron işçileri kadroya
alacağız. Onlar da bu ülkede çalışacaklar, üretecekler, haklarını
alacaklar…
Siyasetçi ile halk arasında güven sağlayacağız. Verdiğimiz sözleri
yerine getiremezsem ilk 4 ay içinde siyaseti de bırakacağım, genel
başkanlığı da bırakacağım. İlk 4 ay içinde aile sigortası kurumunu
kuracağız. Taşeronlaşmayı kaldıracağız. Emeklilere milli gelirden pay
verilmesi ile ilgili yasayı çıkaracağız. Gençlerin askerlik süresini 9
aya indirmek için çalışmayı başlatacağız. 15 aydan 9 aya indireceğiz
gençler.
Diyorlar ki ‘gençlerin askerlik süresini 15 aydan 9 aya indiriyorsun,
memleketi kim savunacak’. Rize’den söylüyorum, Rizeli kardeÅŸlerime
söylüyorum. Eğer bu ülke savunulacak konuma gelirse değil 9 ay, 9 yıl
da askerlik yaparız biz. Unutmayın, bu ülkede kimin derdi varsa çözüm
Cumhuriyet Halk Partisinde. CHP Genel Merkezini son 6 ayda bir
üniversite gibi çalıştırdım. Gecenin 2- 3′ünde çalışan arkadaÅŸlarıma
moral vermek için onların çayını kahvesini içmeye gittim. Ve toplumun
hangi kesiminin derdi varsa, onunla ilgili projelerimiz var. Artık
eleştiren değil, öneri getiren, vatandaşın sorunlarına eğilen, ona
güven veren yeni bir Cumhuriyet Halk Partisi anlayışı ile yola
çıkıyoruz. Size güveniyoruz, siz de bize güvenin.”
Mitingin ardından karayoluyla Çayeli ilçesine giden Kılıçdaroğlu,
burada Çayeli Muhtarlar DerneÄŸi’ni ziyaret etti.
Muhtarların sorunlarını dinleyen, vatandaşlarla sohbet eden
Kılıçdaroğlu, dernek çıkışında pazar yerinde bazı vatandaşların
sorunlarını dinledi. Bir kadın, KılıçdaroÄŸlu’na kara lahana hediye
etti.
Daha sonra il merkezine giden Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet Caddesi
üzerinde bulunan Tekgıda-İş Sendikası binasının önünde, sendika
üyeleri ve vatandaşlarla sohbetti. Kılıçdaroğlu, daha sonra, Rize
Limanı’nda helikopter ile Gümüşhane’ye hareket etti.





